15 Ağustos 2019 Perşembe

Bağlılık mı Bağımlılık mı ?

Doğduğumuz andan ölüme kadar   hayatın içinde bir çok şeyi deneyimler, tecrübe ederiz  Yaşam kalitemizi artırmak,ve daha iyi   yaşayabilmek adına   karşımıza  çıkan bazı fırsatları değerlendiririz..Aslında daha çocukken başlar bizim hayat hikayemiz



 .Çocukken, ergenlik döneminde,olgunlaşma sürecinde yaşlılıkta ..
Devamını oku...

13 Ağustos 2019 Salı

Hayranlık mı Yoksa Saplantı mı ?

Hepimiz hayatımızın bir döneminde bir takım çılgınlıklar yaparız.

Bu Bazen iyi olur  bazende kötü olur ..


Özellikle ergenlik dönemlerinde başlayan bu hayranlık meselesi bazen çok saf ilerlerken bazen de  çok ileri boyutlara varabiliyor. Hatta öyle ki, bu durum saplantı haline gelebiliyor.Bu durumu iki şekilde özetleyebiliriz, 1'incisi  ileri derecede kişiye olan takıntı durumu .. 2'incisi de içten içe yaşanan temiz duygularla ilerleyen sevgi durumudur. Eğer sizde hayatınızın bir döneminde böyle güzel şeyler yaşadıysanız ne mutlu size. Ama  yaşamadıysanız ve karşınızdaki kişiye takıntı halinde bağlanmış iseniz bu kötü bir durum.. buna bir dur demenin vakti gelmiştir.



Bundan hemen vazgeçin çünkü  siz ne yaparsanız yapın, karşınızdaki insan sizi görmeyecek , ve sizi hiç bir zaman  tanımayacak bunu hiç unutmayın, ve bunu aklınızdan hiç çıkarmayın ..bu durumla ile ilgili benim en büyük şansım hayatın içinde hep kendim gibi insanlarla karşılaşmak oldu bugüne kadar .. Belki de o yüzden bu kadar sevinçli ve mutluyumdur ..





Konumuza dönersek eğer Ben fazla tv izleyen  biri değilim. Bu yüzden pek bir bilgim dünya gündemi ile ilgili ... Ama bunun sebebini etrafımdaki kişilere açıklayınca doğal olarak beni haklı buluyorlar. Televizyonlarda her kanalda sürekli olarak üzücü  haberleri izlemek istemediğim için  televizyon izlemeyi bıraktım. Uzun süredir tv izlemiyorum. Eskiden daha çok izlenebilir programlar vardı. Şimdiyse durum çok vahim durumda. Reyting uğruna insanlar harcanıyor. Dizi olaylarında ise durum pekte farklı değil.. yani televizyon benim için tam bir aptal kutusu modunda .. 



Takip ettiğim bir kaç dizi dışında pek televizyon izlemiyorum .. Belki denk gelirsem bir kaç magazin programı ..neden konuya böyle girdim anlatınca anlayacaksınız .. aklıma ilk gelen örneği paylaşıyorum sizinle c.c kimsenin başına böyle bir şey vermesin diyerek haberi paylaşıyorum.  Ünlü oyuncu ece uslu yu bilirsiniz kendisinin oyunculuğunu beğenirim bir sanem çelik kadar olmasa da kendine göre güzel bir oyunculuğu var kadının.. neyse sadede geleyim bu bahsettiğim haber geçmiş tarihli bir haberdir lütfen ciddiye alınmasın Ece uslu'nun 

(Ece Uslu, kendisini dizi setinden evine kadar her yerde takip eden H.D. isimli kişiden şikayetçi oldu Mahkeme, ünlü oyuncunun sapık hayranına 2 ay 15 gün hapis cezası verdi. ) artık nasıl bir kurgu yarattıysa kafasında ... aklından zoru var galiba .benim durumuma gelirsek eğer, zamanında neler olduğunu bir bir anlatayım. :) :) 

Ben ara ara da olsa platonik aşklar yaşadım bazen ünlü yıldızlara aşık oldum. :) Bazen sadece aşık oldum. Ama hiç birinde şu yukarıdaki gibi bir şey yaşamadım. c.c korusun c.c yaşatmasın öyle şeyler. Derler ya kendini bil, kendini bilmiyorsan haddini bil diye.. hakikaten öyle.. O yüzden kime sevgi duyarsam duyayım içimdeki sevgi durumunu elimden geldiği kadarı ile minimum düzeyde yaşamaya  çalıştım .Ki ne bana zarar gelsin ne karşı tarafa ..Konu uzun.. konu derin..diğer konuya gelirsek eğer, anılar anılar devam edelim yazmaya çizmeye ..

demiştim ya çok sevdim çok .... oldum diye .. son  yaşadığım (Sevgi) benim için güzeldi... ama ne yaşadığımı ne siz sorun ne de ben söyleyeyim ismi bende kalsın x kişiye çok sevdim  çok  ..... oldum :)  aşık  oldum  kelimesini  kullanmıyorum ( yanlış anlaşılmamak adına) öyle böyle değil bayağı fanatik bir şekilde bağlanmıştım çocuğa.. hediye yollamalar, konserlere gitmeler, gül vermeler, sürekli  yanında olmalar falan.. ama emin olun kendisinin benden haberi yok ismim dışında benimle ilgili hiç bir şey bilmiyor. Eskiden kendisine takıntılı bir şekilde bağlıydım.  Ama şimdi kendisine karşı hiçbir şey hissetmiyorum. Zaten o yüzden yazıyorum bütün bunları.. Üzerimde hiç bir şekilde yanlış anlaşılma kalmasın diye .. Bazı kişiler her ne kadar beni yanlış anlasa da benim için sorun yok çünki ben dışarıdaki insanlardan çok,  kendi düşüncelerimi DAHA ÇOK önemsiyorum onun için  için çokta UMURUMDA DEĞİL.. 


bu konuda sadece kendimi  çok  mahçup ve üzgün hissediyorum.

o günlerimi de gülümseyerek hatırlıyorum. sadece keşke böyle olmasaydı diyorum... siz siz olun kendinizden başka kimseyi çok sevmeyin  sonra gerçekten çok üzülürsünüz ...

x olarak bahsettiğim kişiyi  sadece benim en yakınımdakiler bilir :)

sizden ricam  beni yakından tanıyanlar,  bu konuda  yorum yapmazsanız sevinirim ...

sizden de platonik aşk itirafları bekliyorum. bakalım kimler kendileri içinde neler yaşamışlar .  kendinize güzel bakın  

X KİŞİ.. SENDEN ÇOK ÖZÜR DİLİYORUM ARKADAŞIM SANA YAŞATTIKLARIM İÇİN BENİ AFFET ..BU KONUYLA İLGİLİ BİR ŞEYLER YAZDIM KARŞILAŞIRSAK BİREBİR ELİNE VERECEĞİM .KİB AEO HOŞÇAKAL  

Devamını oku...

16 Temmuz 2019 Salı

Oyunculuk Hayatım

İncifer Karakuş 29.03.1982 doğumluyum .ilkokul mezunuyum.94 yılında okulu bıraktım (12).
11 sene sonra 05'te yeniden başladım (23)  07'de orta sonu bitirdim ve liseye başladım (25)
07 den beridir halen lise 1 okuyorum. Halen geçebilmiş değilim :) :)

12 sene sonra bugun sene olmuş 2019 (37) ve hala açık öğretim lisesi'ne devam ediyorum .

İş Hayatına gelirsek eğer 18 yaşından beri çalışmayı çok istedim. Ama hep bir engel çıktı. 

Çalışamadım hiç.

Hayalimde hep oyuncu olmak vardı.Ama dillendirmeye  çekindim hep.Belki de o cesareti ve kararlıLığı kendimde göremediğim içindir..Fakat o oyunculuk  ateşini hiçbir zaman söndürmedim içimde. 

Belki daha sonra  yaparım diye hep erteledim bu hayalimi ..aynı diğer hayallerimi ertelediğim gibi..





Daha sonrasında sene 10' u gösterdiğinde İlk oyunculuk ajansım olan Mayadroom Ajansa kaydımı yaptırdım 11 de olabilir emin değilim.

( 8 ) senede bir çok dizi filmde görev aldım. Figürasyon/Yardımcı oyuncu olarak. 

Devamında Mayadroom ajanstan ayrılıp farklı ajanslar ile çalışmaya başladım. 

Bazılarından paramı alamadım bazıları yüzünden işten soğdum. 



Ama ayrılma kararı hiç almamıştım. Sene 17'yi gösterdiğinde  rol istanbul ajansa kayıt oldum.

Fakat estetik problemleri yüzünden iş çıkmadı .Bu dönem  bu işi gerçekten özlediğimi ve yapmak istediğimi fark ettim.  Ve ciddi ciddi yapmaya karar verdim. Bir arkadaşımın vasıtası ile Şöhret Tiyatro ile  tanıştım eğitim görmeye başladım ilk 6 ayımı doldurdum 26.05.19'da 

İlk kurumu verdim ve bana verilen görevi eksiksiz tam  olarak yerine getirdim.

Şu anda halen eğitim görüyorum 2 kurdayım. Aşağıda son 8 senede görev aldığım dizilerin filmlerin  bir bölümünü göreceksiniz. 




Artis Evi · 2013  seyirci bbeb 8 ay/ Family Ajans yardımcı oyuncu ·2012 -

Kollama Stv MayadRoom Ajans yardımcı oyuncu · 2010  Anneler Ve Çocukları Star Tv

2012 -İki dünya arasında Küre tv / Bizim Yenge Kanal d

Labirent Meltem Cumbul Sinema Filmi 2012 -Kavak Yelleri Kanal D Adliye Sahnesi

2011 - /Mazi Kalbimde Yaradır  /2011 -9 /15 

Ezel Show Tv 2011 -  /yerden yüksek (trt 1) 2010 -Öyle bir geçer zaman ki Heyecandan yapamadığım tek dizi

 







 


Şöhret Tiyatro Oyuncu Aday Adayı 07.11.18 

Devamını oku...

9 Temmuz 2019 Salı

Kimyasal İçermeyen Ojeler 3free

Biz kadınlar için oje sürmek, meşakkat gerektiren zor, ve yorucu bir iştir .

Bir de bunlara dikkat dağınıklığı ve sabırsız davranışlarda eklenince ortaya özensiz sürülen ojeler, 

ve dikkatsizce yapılan hatalar kalır.

O yüzden ilk kez oje sürenler için oje sürmek  tam bir işkence gibi gelir. 

Neden derseniz tırnaklarınıza sürdüğünüz ojeler dışarı taşar etlerinize bulaşır. 

Bu da sinirlerimizi zıplatır.sakinliğinizi muhafaza ederek, hemde sabırlı

davranmak adına bu duruma katlanmalısınız. Kaldı ki ,güzel eller bakımlı tırnaklardan geçer.





Görseller telif hakkına tabi değildir....



Kozmetik markaları oje piyasasında çok önemli bir yere sahipler.

Üstelik bu piyasa da çok önemli markalar da birbiri ile yarış halindeler.

Bu markaların ojeleri  bir çok yerde bir çok  mağaza tarafından önemli yerlere pazarlanıyor. 

Durum böyle olunca  kozmetik markaları  çokça satılıyor. 

Bu da renk çeşitliliğinde patlamaya neden oluyor. İşin özü kozmetik markaları bu işten iyi para kırıyor 

E daha ne olsun. Bana gelirsek ben çok fazla oje kullanmamama ragmen (son 5 senedir) 

benim bile ojede kullandığım belirli renkler ve markalar mevcut.

Ben   pastel tonlarından ziyade daha çok koyu tonları tercih ediyorum.

Çünkü koyu tonları, açık renkli  tonlara tercih ediyorum.ör:bordo gibi saks çivit mavisi  gibi .







Oje  kadınların zamanında kullandığı en güzel , en zarif güzellik aracıydı. M.Ö 3000 yılında bulunan bu reçine,  bugün hala kadınlar tarafından kullanılan en gözde en sihirli   tırnak cilalarından  sadece biri. İnsanlar özellikle de kadınlar tırnaklarına her gün  bu reçineden sürerlerdi. Bunun sebebi ise kadınların tırnaklarının her daim güzel ve bakımlı görünmesini istemesi idi ....  Kadınlar  tırnaklarına oje sürmeyi ilk olarak (1931)  yılında tırnaklarındaki pislikleri örtmek amacı ile  kullanmışlardır.                                                                         



Görünen o ki  bu reçine gerçekten çok işe yarıyor olmalı ki , zamanında bu kimyasalı oje yapımında kullanmışlar ve bugün tırnaklarımıza  sürmüş olduğumuz oje (tırnak cilası) an itibarı ile  bulunmuş oldu.(1932)

Oje ilk olarak babil'de ortaya çıktı.O kadar çok ojeden bahsettik.... ojenin tarihçesine girmeden olmaz. bildiğiniz gibi ojenin tarihi eski mısıra kadar dayanıyor.

Bu inanca göre, insanlar 4000 yıldır manikür yapmaktadır. Babil'in güneyinde asiller manikür ve pedikür yaparken altın aletler kullanmıştır. O dönemdeki tırnak boyası, bugünkü hali gibi kalıcı ve yoğun değildi. Babilliler ojeyi sosyal sınıf ayrımı için kullanmışlardır. Aradan geçen 1000 yıldan sonra M.Ö 3000'de Çinliler ise çiçeklerin taç yapraklarını balmumu ve yumurta beyazı gibi başka malzemelerle karıştırarak elde etmişlerdir. Çin'de soylular ojelerine elbiselerinden daha çok özen göstermiştir. Özel motifler ve tırnak şekilleri bu zamanda ortaya çıkmıştır.





.

"OJEYİ NEW YORK'LU HELEN NEUSHAEFER BULDU" 1931

Bu inanca göre, ojeyi oje haline getiren Helen Neushaefer adında New York'lu bir ev hanımıdır. Bir akşam gelecek olan misafirleri için denize midye toplamaya giden Neushaefer, tırnaklarının çizilmesi ve sararması üzerine eskiden beri var olan tırnak cilasını kullanmış ancak bu yöntem ile tırnaklarında istediği görünümü elde edemeyince boya yapıcısı olan eşinin boyalarından birini sürmeyi aklından geçirmiş ve atölyesine girmiştir. Birçok farklı rengin arasından kırmızı olanı seçip ince bir fırça ile tırnaklarına sürmüştür. Akşam olup da misafirleri geldiğinde Helen'in tırnakları bütün kadınların hayranlığını toplamıştır. Misafirler Helen'in bunu akıl edebilmesini taktir etmiş ve onlar da bu tırnaklara sahip olmayı istemiştir. Girişimci bir zekaya sahip olan Helen Neushaefer ertesi sabah eşinden eski formül ile boyaları birleştirmesini istemiş ve bugün kozmetik sektörünün temel taşlarından biri olan ojeyi icat etmiştir.Bugünlük benden bu kadar ..

Kendinize güzel bakın Hoşçakalın.... 


Güzel yorumlarınızı eksik etmeyin. Bir yorum, bir gülücük ne olursa paylaşın. Güzel yorumlarınız benim için önemli.. şimdiden çok tşkler..


İncifer Karakuş :) :)






HELEN NEUSHAEFER




Devamını oku...

Ürün İncelemesi visibly clear

Çok fazla kozmetik manyağı bir insan değilim .Ama cildim için mecburen de olsa ,hep kullandığım bir ürün var .'visibly clear'ın greyfurt özlü olan ve yağsız nemlendiricisini kullanan biriyim. Ürünün içeriği yağsız olduğu  için o düşündüğüm görüntüyü verdi bana.  ama elimin cildimde bıraktığı hissi sevmedim.  (Visibly Clear Pembe Greyfurt İçerikli Yağsız Nemlendirici)içeriği yağsız bir  ürün  olduğu için bir çok şeyden feragat etmek zorunda kaldım. Bu da beni gerçekten üzdü....Yani bu ürünü avm listemden çıkartacağım. Buna değinmek  zorundayım.  Yazımın  başında da dediğim gibi ben  çok fazla nemlendirici ürünleri kullanmayı sevmiyorum yani.... sevmiyordum.Ama (İnternetten).yaptığım araştırmalarımın birinde yağlı ciltlerinde nemlendirmeye ihtiyacı olduğunu öğrendiğimde bende mecburen ve istemeyerek de olsa nemlendirici ürünler kullanmaya başladım ve  devam ettim.Ama şimdi görüyorum ki  yüzüme nemlendirici kullanmayarak hayatımın en büyük hatasını yapmışım.O yüzden şimdi kullanmaya başladım ve devam ediyorum..




Şunu belirtmeliyim.,ki  yağlı ciltler için olan nemlendirici ürünler yağsız olmalı,Ve yine su bazlı ürünler olmalıdır.En azından yağlı ciltler için.  Bu ürün diğer ürünler kadar olmasa da beni bir nebze de olsa tatmin eden bir ürün oldu . Ayrıca bir  garnier'in nemlendiricisi kadar olmasa da  bu üründe beni yeteri kadar idare ediyor. Demek istediğim bu 5 senelik nemlendirici bulma  serüvenimden sonra nemlendiricimi buldum. Fakat kendileri int. üzerinden satışta olduğu  için bulmakta zorlanıyorum kendisini. Eğer sizin önerdiğiniz bir nemlendirici  varsa denemekten çekinmem ve burada yorumlamaktan keyif duyarım .Öneri ve yorumlarımızı bekliyorum. Şunu sakın unutmayın yağlı ciltlerin en büyük yardımcısı salisilik asit içeren ürünlerdir Yağlı cillerin Salisilik asit ürünler kullanması gerekir .Bugünlük benden bu kadar... cildinize iyi bakın... hoşçakalın... bye bye

Bu Blog Güncellenmiştir...

Devamını oku...

Vazelinin Bilinmeyenleri Kullanım Alanları


Bugünkü blogumda sizlere vazelinin faydalarından bahsetmek istiyorum.Biliyorsunuz vazelin ham petrol,mineral yağ karışımından elde edilen bir tür kremdir.Bu krem, ellerden  tırnaklara, dirseklerden topuklara kadar , vücudumuzun bir çok bir çok  yerine kullandığımız  bir ürün. Yine bir çok bakım ürünün  önünde yer  alıyor.Ayrıca hem sade olarak kullanılıyor, hemde  kozmetik markalarının  içine katılıyor. Hal böyle olunca kozmetiklerin ne kadar çok satıldığını  biraz olsun tahmin  ediyorsunuzdur. O yüzden bugün size vazelin denen mucize parafinden bahsetmek istiyorum.




Vazelin ham maddesi 1859 yılında İngiliz kimyager (New York) Brooklynli   Robert Augustus Chesebrough, tarafından keşfedilmiştir. Chesebrough, karoser ticareti yaparken, Pennsylvania’da bulunan petrol yüzünden iflasın eşiğine gelmiştir.1859’da yeni arayışlar için bölgeye giden Chesebrough, kuyu açan işçilerden ayaklarına yapışan parafin benzeri maddeyi öğrenir, işçiler pompalarını tıkayan bu maddeden şikâyet ederken, kesik ve yanıklarının iyileşmesini hızlandırdığını da söylemişlerdir. Chesebrough Brooklyn’e kavanozlara bu maddeden doldurarak döner, aylarca bu maddeyi ayrıştırmaya çalışarak “petrol jeli” adını verir ve kendi gövdesinde yaptığı deneylerden sonra iyileştirici etkisine tanık olur. 1870’te “Vazelin Petrol Jel”i piyasaya sürer.1870



Peki bu vazelin denen şey nelere iyi geliyor bir bakalım .Vazelin  Saçlardan kaşlara, ellerden dudaklara kadar bir çok yaraya iyi geliyor.Tıbbi ilaç diyebileceğim bir ürün. En azından deri için. Vazelin ayrıca ciltten ziyade günlük hayatta da bir çok yerde imdadımıza  yetişiyor .. nerelerde kullanılıyor bu parafin ..örnek vermem gerekirse .... mesela sıkışan çekmecelere, ,ruj lekelerine sıkışan fermuarlara, ateş tutuşturmaya , kapak açmaya, ve makyaj çıkarmaya kadar bir çok yerde kullanılıyor vazelin. Ve yine kulağımızda taktığımız küpeden tutun da, eklem yerlerine kadar kullandığımız  her derde deva bir ürün .

vazelinin kullanım alanları

Daha  başka nelere iyi geliyor bu vaselin .Mesela kuru ciltlere çok iyi geliyor.Daha başka .... iyi bir cilt bakımı sağlıyor, Nasır Tedavisi'ne iyi geliyor, İyi bir Dudak Koruycusu oluyor, İyi Bir saç Bakımı sağlıyor,Kaş Biçimlendirici oluyor, İyi bir bakımla uzun Kirpikler sağlıyor, Güzel Tırnaklar veriyor, İyi  bir Bebek Bakım Ürünü oluyor,  İyi bir Makyaj Temizleyici oluyor, iyi bir Parlatıcı oluyor. daha sayamayacağım  bir çok deri hastalığına da iyi geliyor. Ne diyeyim bilmiyorum ki , bu kadar  bir  bilgiyi öğrendikten sonra ... biz bu ürünü kullanalım diyerek sonunu böyle bağlıyım bari :) Kendinize güzel bakın Hoşça kalın....







Vazelinin  faydalarını saymadan bu bloğu kapatmayacağım :) Neymiş bakalım bu parafinin faydaları?

1.Sürdüğünüz  parfümlerin daha  kalıcı olmasını sağlamaktır.  Parfüm süreceğiniz yere  biraz Vazelin sürün parfümünüzü sıkın bu uygulama parfümünüz'ün daha uzun süre,ve kalıcı olmasını sağlayacaktır...

2.Vazelinin ,karışık olan ve dağınık kaşları düzeltebilme etkisi vardır.Vazelin kaşı gürleştirir ve yatıştırma etkisi vardır.Böylece kaşlarınız daha güzel ve bakımlı görünür.

3.Vazelini dudak bakım kremi olarak kullanabilirsiniz.

4. Kullanmadınız maskara fırçalarını vazeline batırıp kirpiklerinize sürbilirsiniz....  Maskara fırçasını iyice yıkadığınızdan emin olduktan  sonra maskara fırçasını vazelinleyip onu kirpiklerinize sürebilirsiniz.

5.Ayaklarınıza özellikle de topuklarınıza vazelin sürüp pamuklu çorap giyin Ve öyle uyuyun sabah uyandığınızda ayaklarınızın yumuşadığını göreceksiniz.

6.Serin havada dışarı da yürüyüşe mi çıkacaksın? sende çıkmadan önce  ellerine  biraz vazelin sür. bu sayede ellerin yumuşayacakvve sende rahat edeceksin.

7 .Kırık saç uçlarınıza biraz vazelin sürüp bakım uygulayabilirsin. Hem saçların düzgün görünür hemde ışıl ışıl parlar

8.Vazelin ile göğüslerinizi ovabilirsiniz. Bu göğüslerinizin elastikiyetini koruyacak ve diriliğini geri kazandıracaktır.


Bu Blog Güncellenmiştir...

Devamını oku...

Saç Bakımı

İster kıvırcık, ister düz, ister dalgalı, ister kısa, olsun saçlarımızı iyi kullanamadıktan sonra ,saçlarımız ile etrafa  hava atmanın ne alemi var ?

Biz kadınların en önemli yeri hiç kuşkusuz ki saçları.. saçlarımızı her gün şekilden şekile sokuyoruz.Bunu  yaparken de gerçekten çok eğleniyoruz.

Ama bilmiyoruz ki böyle yaparak saçlarımıza  daha  çok zarar veriyoruz.Saçlarımız gurur kaynağımız... Saçlarımız her şeyimiz...

Bir kadında nasıl ilk olarak gözlere bakıyorsak, 2'inci olarak baktığımız yerde hiç kuşkusuz ki  bir kadının saçlarıdır..  bir kadının  saçları ne kadar güzelse kadın o kadar güzeldir  .. bakımlı saçlar güzelliğin anahtarıdır .. o nedenle her zaman saçlar bakımlı ve güzel görünmeli parlak ve parıltılı olmalı bunun içinde bakımları zamanında yaptırmalı, tembellik yapıp hiç bir işi sonraya ötelenmemeli sonrasında benim gibi çok üzülebilirsiniz. yani kısacası bakım = güzellik güzellik = bakım olmalı bir kadın için.




Saçlarımız bizi ayakta tutan bir kalkan  gibidir , İyi bakıldığında bizi mutlu eder. Özgüvenimizi tazeler.Ama kötü bakıldığında sizi yerlerde süründürebilir.

İyi bakılan saçlar keratin takviyesi ile beslenmiş , argan yağları ile takviye edilmiş canlı saçlardır. Ama kötü görünen saçlar yukarıdaki görseldeki gibi cansız ve sönük bir hal alır, uçları  çatallaşır  ve belli bir zaman sonra kırılır.

Bunun en büyük gösgergesi cildi ayakta tutan keratin eksikliği, ve tabii ki saçtaki kütikül'ün zayıflamasıdır. Bunu  yerine getirebilmek için öncelikle

bol bol su içmeliyiz .Daha sonrasında da saçlarımıza alınması gereken keratin miktarını almalı,  kütikül'ü sağlamlaştırmalıyız. böylelikle saçlarımız hem güçlü görünecek .Hemde sağlıklı olacaktır.Şimdi size saçın yapısından biraz bahsedeyim bilmeyenler için bilgi niteliğinde olsun :)





Size saçın yapısından kısaca bahsetmek istiyorum.. başlayalım isterseniz..

saçın yapısı üç kısımdan oluşur demiştik bunlar, kütikül, Korteks,medulla

Saçın özü kısaca bunlardan oluşur.. içeriğine gelirsek bilinmesi açısından liste halinde bir bakalım

<a href="https://herteldensedef.blogspot.com/?gws_rd=ssl" target="_blank">  <img src="hertelden.com"> </a>



Saç dokusu üç kısımdan oluşur, bunlar::kütikül  korteks ve medulla demiştik şimdi bunlar ne işe yarıyormuş bunlara bir bakalım..

•kütikül: yaklaşık 10 katmanlıdır üst üste binen pullu yapısı ile saçımızın nemini oluşturur ...

•  (korteks Saç yapısının içini yani korteksi oluşturur saç gövdesinin yanına dizildiği bir grup iğilimsi hücrelerdir Korteksin boyutu, biçimi ve melaninleri dağılımı saç rengini belirler.

• Medulla saç dokusunun merkezidir. Saç yapısının ortasına doğru inen uzamış hücrelerin özünü oluşturur.


Bloğun başından beri saçlarımız için ne yapmamız gerektiğinden bahsettik şimdiyse ne yapmamamız gerektiğinden bahsedelim.


1. saçları gelişi güzel taramayın bu saçların kırılmasına ve örselenmesine sebep olur.Onun yerine saçlarımızı saç uçlarından başlayarak tarayın uçları açtıktan sonra baştan taramaya devam edin.



2.saçınızı banyodan çıktıktan sonra hemen taramayın (saçı  nemliyken tarayın)  bu saçın kuvvetlenmesine ve daha canlı uzamasını  sağlar.

3.Taraklarınızı  değiştirin: Geniş aralıklı doğal maddelerden oluşan ,yumuşak fırçaları tercih edin(Ya da) kemik, ahşap veya metalden yapılmış geniş  dişli taraklar kullanın.



4.Saçı Nemlendirme: her banyo öncesi veya sonrası  saçınızın nem dengesini  ayarlamanız gerekir ( kuru saçlar yağlı saçlara oranla çok daha çabuk kırılır)



5.Saçı Taramak: banyodan hemen sonra  saçı taramanın doğru fikir olduğunu düşünür .Aslında bu yanlıştır doğrusu saçı nemliyken taramaktır. bekleyin ve saçımızı öyle tarayın



6.Saçı sürekli yıkamak: Saçları sürekli yıkamak iyi birşey değildir.onun  yerine en sağlıksı  saçı iki günde 1 yıkamaktır. bu saçın daha sağlıklı ve parlak görünmesini sağlar


7.Hava Değişimi:Fazla soğuk veya fazla sıcak havalar da saçlarımızın kurumasına sebep olur.Saçlarınızı sürekli olarak memlendirmeyi unutmayın



8.Saçlarınız pırıl pırıl olması için sirkeli su ile yıkayın.Bu Saçlarınızın parlak görünmesini sağlar



9.saçlarınızı süreki olarak ısıya maruz bırakmaktan vazgeçin.Isı saçların  en büyük düşmanıdır..



10.Saçı sürekli olarak taramayın .Bu Saçı Döker



11.Organik şampuanlar kullanın.Normal şampuanlar saça vermektedir...

AYRICA Saç Bakımında en sık yapılan hatalar şunlardır....



* Aşırı jöle veya sprey kullanımı

* Saç renginin sık sık değiştirilmesi  ♫ウ

* Sık perma yaptırmak * Aşırı güneş ışıkları

* Gereksiz yoğun saç bakımları

* Protein içeriği az olan diyetler

* Saçların kuruyken fönlenmesi

* Saçları sert fırçalarla aşırı fırçalamak

Bugünlük benden bu kadar hepinize iyi bloglar canlar ...

Devamını oku...

Her Telden Blog Sayfasına Hoşgeldiniz Blog Sayfanız

X